Gezi Direnişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi Direnişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2013 Salı

Sırrı Süreyya Önder ile Gezi üzerine



Kampfplatz / Sırrı Süreyya Önder



Siz direnişin Gezi Parkı’yla sınırlı olduğu ilk günlerde oradaydınız. O sırada hareketin bu boyutlara geleceğini tahmin etmiş miydiniz? 1 Haziran sonrasında hareketin geldiği boyutu gördüğünüzde ne hissettiniz? Direnişin hangi yönlerini umut verici, hangi yönlerini yetersiz buluyorsunuz?

Kent isyanları dünyanın farklı noktalarında gerçekleşmişti bu hareketten önce. Gördüğümüz, bu tip isyanların çoğunun yerel olduğu kadar genel sıkıntıları da temsil ettiğiydi. Bu bağlamda, neoliberalizm özelinde halkların “ayaklanmaları” ve kent hakkına sahip çıkmaya çalışmalarının boyutlarının büyüyeceğini öngörmüştüm; ancak bu denli bir politik çeşitliliğin dengeli bir biçimde sürebilmesini elbette hiçbirimiz kolay kolay tahmin edemezdik.

Forum deneyimi demokratik özerklik ile birebir örtüşüyor



Bekir Avcı* / Erdem Yörük**


Gezi direnişi boyunca, 'demokratik özerklik ve Gezi' sıkça birlikte anıldı; demokratik özerklik modelinin, Gezi direnişiyle beliren forum deneyimiyle paralellikler taşıdığı çeşitli siyasi ve akademik çevrelerce  dillendirildi. Peki, bu forum deneyimiyle Kürt hareketinin merkeze aldığı demokratik özerklik modeli arasındaki paralellikler neler? Biz de, Koç Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde öğretim üyesi olan Erdem Yörük'le 'Gezi Direnişi, Kürtler ve demokratik özerklik' konusunu konuştuk. Yörük,  1990'ların başındaki Bahar Eylemleri ile Türkiye Kürdistanı'ndaki serhıldandan ve bugün yaşananlarla koşutluklarından başlayarak bizimle fikirlerini paylaştı… 

10 Kasım 2013 Pazar

Kentsel dönüşümün kentsel harekete dönüşümü: Gezi hareketi



Sema Erder



Gezi Hareketinin çok boyutlu bir kitlesel muhalefet hareketinin yansıması olduğu, yaygınlaşan etkisinden ve halen devam eden tartışmalardan da anlaşılmaktadır. Bu hareketin, alışık olduğumuz toplumsal hareketlerden farklı olması ilk anda yorumlanmasını güçleştirdi. Göreli olarak umutlu ve taleplerini doğrudan ifade edebilen bu hareket, uzlaşma umudu olmadığı için gün geçtikçe daha öfkeli hale gelmiş olan muhalefet hareketlerinden de, güçlü olanla uzlaşma yanlısı popülist toplumsal hareketlerden de farklıydı. Yapılan tartışmalardan, kayırmacı otoriter popülist siyasetin hakim olduğu bu ortamda böyle bir muhalefet hareketinin nasıl olup da yeşerebildiği sorusunun cevabını izleyicileri kadar, katılımcılarının da merak ettiği görülmektedir. Bu yazıda, bu tartışmalara katılmak amacıyla, Gezi hareketinin İstanbul’daki popülist siyaset ve kentsel toplumsal hareketlerle ilişkisi konusunda bazı değerlendirmeler yapmaya çalışacağım. 

4 Kasım 2013 Pazartesi

Türkiyelileşirken yerelleşmek



Bekir Ağırdır*



Seçmen 2011 seçimlerinde yeni bir siyasi denge üretmişti. “Fakat çıkan sonuca bakarak her bir aktörün kendi oy oranını, milletvekili sayısını değerlendirmesi ve yalnızca kendisi üzerinden bir yorum üretmesi eksikli ve hatalı olacaktır. Çünkü 12 Haziran akşamının ikinci temel sonucu ve işareti, her bir aktör, kendininkinden daha çok ötekinin oy oranını, milletvekili sayısını anlamlandırmaya ve anlamaya çalışmasının zorunlu oluşudur… Bu bakış açısı aynı zamanda gelecek dönem için de ipucu olacaktır. Kendininkinden çok karşısındakileri dikkate alan değerlendirmeler üretebilen siyasi aktör, daha doğru siyaset tarzı ve siyasi pozisyon üretebilecektir.” (14 Haziran 2011, On bir Haziran’ın ardından, T24)

15 Ekim 2013 Salı

HDP, ikbal dağıtmayacak birlikte yönetecek


Ertuğrul Kürkçü*

Sultan Özer**



Yerel seçimlerde HDP’nin nasıl bir politika izleyeceğini, HDP’ye katılacak olan BDP’li Milletvekillerinden, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ile konuştuk. Kürkçü, yerel seçimlere bölgede BDP, batıda ise HDP ismi ile gireceklerini söyledi.

Sonraki seçimlerde HDP’nin tek parti olarak katılması çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Kürkçü, HDP’nin iktidara aday olduğunu, ancak diğerleri gibi “ikbal dağıtacağı” iddiasında olmadığını, “birlikte yönetme”yi amaçladığını söyledi. Kürkçü yerel seçimlere, HDP kongresine, Kürt sorununun çözümüne ve pakete ilişkin görüşlerini gazetemizle paylaştı. 

8 Ekim 2013 Salı

Mütedeyyinler birbiriyle selamı kesti!




Hüda KayaSedat Yılmaz*



Gazetemize konuşan Hüda Kaya, AKP’nin İslami camiada kırılmaya yol açtığını, mütedeyyinlerin birbiriyle selamı sabahı kestiğini söyledi. Kaya, ‘AKP devlet partisine dönüştü’ dedi.


ERDOĞAN EJDERHAYA TESLİM OLDU!


“Zulmü yaşayan insanları daha iyi anlayacak dedik. Ama AKP bugün devletin o ejderha kollarının içinde” diyen Hüda Kaya, Erdoğan’ın Bush’un “Ya bizimlesiniz ya teröristlerle” politikasını iç siyasete tahvil ettiğine işaret etti.


GÜL VE CEMAAT SİYASİ ÇALIŞMA İÇİNDE


Cemaat, Gül ve Erdoğan arasındaki çelişkilere de değinen Kaya, “Cemaat hep iktidara oynar. Derinliğini bilemem ama aralarında bir kırılma olduğunu düşünüyorum. Hatta Cemaat ve Gül’ün de dahil olduğu yeni bir siyasi yapılanma çalışması olduğuna yönelik duyumlar var” dedi.


4 Ekim 2013 Cuma

İnanmayan kafir



Sırrı Süreyya Önder*


Yıllar yıllar sonra üçüncü köprü, Yavuz, Gezi, çam ağacı, zorbalık, hepsi gelmiş bir türküye sığmıştı.


Bir öngörüde bulunacağım. Demedi demeyin; Hükümet adamları sonunda Gezi Direnişi’ne sahip çıkacak!

İlk demeçleri hatırlayın, “İlk gün orada bulunanlar masum ve haklıydılar, çevre duyarlılığı için oradaydılar” şeklindeydi.

Daha sonra bu “İlk gün orada olanlar” “İlk iki gün orada olanlar”a dönüştü.

24 Eylül 2013 Salı

Kadir Topbaş muhallebicilikte iyi, ben İstanbul'a başkan olursam…



Alev Gürsoy Cimin*



BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Medyaradar röportajcısı Alev Gürsoy Cimin’e Gezi Parkı’ndan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalar yaptı.

Farklı bir kişilik, siyasette farklı bir figür Sırrı Süreyya Önder, Seveni kadar sevmeyeni de var. Meclis sıralarında kendisine büyük antipatiyle bakan diğer vekilleri bile zaman zaman gülme krizine sokabiliyor hem de en ciddi konularda kendine has üslubuyla... 
Epeydir bu röportaj için uğraşıyordum amma ve lakin karşınızdaki Sırrı Süreyya Önder olunca röportaj olayı da öyle kısa vadede gerçekleşemiyor. Epeyce uğraşmanız gerekiyor. Kendine has şivesiyle her ne kadar “Seni kıracağıma kafamı kırarım” dese de o röportaj sözü tutulana kadar tepeden tırnağa epeyce bir kırılıyorsunuz. Şaka bir yana geç olsun ama güç olmasın derler…

16 Eylül 2013 Pazartesi

İstanbul Milletvekilimiz Sırrı Süreyya Önder'in Evrensel Röportajı [Serpil İlgün]





Başbakan’ın etrafındaki karargah değişti


SIRRI SÜREYYA ÖNDER'LE SÜRECİ, YEREL SEÇİMLERİ VE HDP'Yİ KONUŞTUK


KCK Yürütme Konseyi’nin geçtiğimiz hafta yaptığı “çekilmeyi durdurduk” açıklaması, çözüm sürecini yakından takip edenler için sürpriz olmadı. Zira, hükümetin sürecin ilerlemesine dönük kayda değer tek bir adım atmamasını her fırsatta eleştiren KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, 1 Eylül’e kadar adım atılmaması halinde çekilmeyi durduracaklarını daha önce söylemişti.

Hükümet kararı önemsememiş gibi davransa da, bu tavırla çelişen uzunlukta ‘güvenlik’ toplantıları yaptı. Derde deva olmaktan uzak ‘demokrasi paketi’ masaya yatırıldı ama “bu hafta açıklanacak” denilen paket yine ötelendi. AKP yanlıları eski “birbirine düşürme” taktiğine sarıldı ve “Kandil, İmralı’yı devre dışı bıraktı” yorumları yeniden sahaya sürüldü. Peki, gerçekte ne oluyor? AKP neden adım atmıyor? Süreç, AKP için “seçimleri atlatma” manevrası mı? BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’le, çözüm sürecinin yaşadığı krizi konuştuk. İmralı ve Kandil’in reflekslerini iyi bilen Önder, çözüm süreci odaklı söyleşimizde, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun çalışmalarından adaylığına, pek çok başlığa ilişkin sorularımızı da yanıtladı.

8 Eylül 2013 Pazar

Gezi Parkı Protestoları bağlamında Yeni Orta Sınıflar, Neo-liberal Dönüşüm ve Yoksulluk


Onur Özgöde*, Defne Över**, Begüm Adalet***



Üçüncü söyleşimizi 30 Ağustos 2013 tarihinde, sosyal bilimler alanında hem Türkiye’de hem de dünyada akademinin saygın isimlerinden olan Çağlar Keyder ile yaptık. Kendisinden Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu toplumsal dönüşümü Gezi olaylarında aktif rol oynayan ‘Yeni Orta Sınıf’, kamusal alanın neo-liberal dönüşümü ve yoksulluk perspektiflerinden değerlendirmesini istedik.


3 Eylül 2013 Salı

Hak ve özgürlük bölmez




ÇÖZÜMÜ TARTIŞIYORUZ-3 [Sultan Özer*]





Gelinen aşamanın hükümetin somut adımlar atmasını zorunlu kıldığını söyleyen EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, hükümetin mevcut tutumunun süreci tehlikeye soktuğunu söyledi. Gürkan, Kürt hareketi ile emek ve demokrasi güçlerinin birliğinin önemine de dikkat çekti.

Çözüm sürecinde gelinen aşamayı tartıştığımız dosyanın üçüncü gününde konuğumuz Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan. Çözüm sürecini, Başbakan Erdoğan’ın söylemi ve AKP Hükümetinin hazırladığı ‘demokrasi paketi’ni tartıştığımız Gürkan’la Gezi direnişinin Kürt sorununun çözümüne katkısı, sorunun çözümünde ülkenin batısına, Türklere düşen görevleri de konuştuk. AKP’nin şu ana kadarki tutumunun sorunu çözmek isteyen bir noktanın uzağında olduğunu söyleyen Gürkan, ‘ana dilinde eğitim’ başta olmak üzere, demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesinin ülkeyi bölmeyeceğini aksine halkları daha da yakınlaştıracağını söylüyor.

AKP barış özlemini istismar ediyor




ÇÖZÜMÜ TARTIŞIYORUZ-2 [Şerif Karataş*]


Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Eş Genel Başkanı Alper Taş, Türkiye halklarının barışa olan özleminin AKP hükümeti tarafından istismar edildiğini belirtti. Gezi direnişinde ortaya çıkan durumun, Kürt sorununun demokratik ve toplumsal çözüm yolunu işaret ettiğini ifade eden Taş, “Barış mücadele ile kazanılabilir. Barış AKP rejimine, Başbakan’ın niyetine havale edilemez” dedi.


26 Ağustos 2013 Pazartesi

Men çe guyem, tamburam çe zened*


Ertuğrul Kürkçü**


Muhalefet milletvekillerinin dokunulmazlık zırhları yürütme ve yargı organlarınca sistematik bir biçimde deliniyor. TBMM’nin AKP’li çoğunluğu, çoğu kez vahşice bir şiddet boyutuna varan bu ihlalleri görmezden geliyor.

İstanbul üç yıldır eski Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu tarafından yönetiliyor. Mutlu’yu bilen bilirdi de, o asıl ününü “Gezi İsyanı” günlerinde yaptı. Ama bu kötü bir ün. “Vali Mutlu” ve “yalan” sözcüklerini internette herhangi bir arama motoruna girdiğinde karşısına çıkacak milyonlarca sayfayı görse belki Vali’nin bile yüzü kızarır.

25 Ağustos 2013 Pazar

Eş genel başkanımız Selahattin Demirtaş'ın BirGün röportajı [Onurkan Avcı]

‘Cemaat ile AKP çatışması çözüm sürecini zora sokuyor’

BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır ve çevresinde siyasi nabzı tutan BirGün'e, Fethullah Gülen Hareketi ve AKP arasındaki iktidar mücadelesinin süreci zorladığnı söyledi. Başbakan Erdoğan'ın AKP içindeki dinamikleri kendi otoritesiyle tam olarak kontrol edemediğini belirten Demirtaş, bu parçalanmış halin çözüm süreci önünde engel olduğunu belirtti. Demirtaş'a göre Gülen Hareketi yargıçlar, savcılar, valiler aracılığıyla süreci sora sokan hamleler yapıyor ve Başbakan bunlara söz geçiremiyor. Demirtaş, Başbakan'ın PKK geri çekilmedi, geri çekilen çoluk, çocuk ve kadınlardı açıklamasına karşı da başlangıçta yapılan anlaşmanın geri çekilmenin tamamlanması olmadığını belirterek yanıt verdi. Müzakerelerle ilgili umudunu korumaya çalıştığını söyleyen Demirtaş son noktayı AKP ile nikahlanmadık diye koydu.


Erdoğan, önümüzdeki hafta bizzat açıklayacağı ‘Demokratikleşme Paketi hakkında “PKK sözünü tutmadı, biz de adım atmayız” dedi. Bu açıklama Öcalan’ın “Hükümet 1 Eylül’de adım atmalı” demecine bir tepki miydi?

Sayın Öcalan bu tarihi, dayatmada bulunmak için değil, Türkiye’nin reel politik gerçekleri, önündeki siyasi takvim, bölgedeki hızlı gelişmeler dolayısıyla önerdi. Yani Kürt hareketi hükümete şunu önerdi 1 Eylül’e kadar paket açıklanmalı, 15 Ekim’e kadar da tartışmalar sürmeli. 15 Ekim itibariyle de hızla paketin yasallaşma süreci başlamalıdır. Bu bir öneridir. Hükümet bu önerileri dikkate almaz, kendi bildiğini okursa; Kürt hareketinin, bizlerin niyetinden bağımsız bir şekilde süreci kaçırmış olabilir. Türkiye’de süreç seçim gündemine endekslenmiş olabilir, bölgede tahmin edemeyeceğimiz gelişmeler olabilir, yani hükümet öyle bir anda “ben adım atmak istiyorum” dese de bunun fırsatını bir daha bulamayabilir.


23 Ağustos 2013 Cuma

Türkler nasıl Türkiyelileşir?


Bülent Küçük*

Türklerin Türkiyelileşmesi bir boş kavram, bir hayal olmaktan çıkıp toplumsal alanda bir karşılık bularak nispeten bir gerçek olması belki ilk kez Gezi ile mümkün oldu.

Kürt hareketinin diğer toplumsal kimliklere kapılarını açarak Türkiyelileşmesi gerektiği konusu çokça -çoğu zaman insafsızca- dile getirildi. Demokratik bir zeminde birlikte yaşamın ancak Kürtlerin eşitlik, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin diğer toplumsal alanlarda verilen mücadelelerle ortaklaşması durumumda mümkün olacağının altı çizildi. Bu eleştirilerin haklılık payları vardı kuşkusuz, fakat sorulması gereken asıl soru şu: Türkler Türkiyelileşmeden Kürtlerin Türkiyelileşmesi ne kadar mümkün?

22 Ağustos 2013 Perşembe

Eş genel başkanımız Gültan Kışanak'ın Taraf röportajı [Tuğba Tekerek]





Ergenekon’a karşı PKK affı olmaz

“Pakette anadilde eğitim yok” diyen Başbakan’ı eleştiren Kışanak “İnkar siyasetinden vazgeçtiysen dilin üzerindeki inkarı da kaldıracaksın” dedi.

Türkiye’de 40 bin cana mal olan Kürt sorununun çözümü için girilen yolda önemli bir dönemeçteyiz. PKK’lıların geri çekilmeye başlamasının ardından ikinci aşamada hükümetin demokratikleşme paketi merakla bekleniyordu. Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde demokratikleşme paketinin içeriğine dair açıklamalar yaptı. BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak’a Başbakan’ın açıkladığı adımların taleplerini ne ölçüde karşıladığını, çözüm sürecinin gidişatını, bu arada genel bir affın Ergenekon tutuklularını da kapsaması hakkında ne düşündüğünü sorduk.


Başbakan Erdoğan, PKK’lıların sadece yüzde 20’sinin ülkeden çekildiğini, onların da çocuk, kadın ve yaşlı olduğunu söyledi. Çekilme oranının nasıl tesbit edileceği konusunda bir anlaşma yapılmış mıydı?

En başta BDP’nin de KCK’nin de çekilmeyle ilgili yasal düzenleme yapılması ve bir gözlemci heyet olması yönünde talebi vardı. Böylece çözüm sürecinin hem yasal dayanağı olacaktı hem de gözlem heyetleri sürecin gidişatını kontrol edecekti. Fakat hükümet bu konuda bir tutum içinde olmadı. Biz de bunu şöyle yorumladık, Öcalan’la hükümet arasında yapılan görüşmede geri çekilme sürecinin bir politik kararlılık meselesi olduğunu ortaya koydular. KCK’liler de “Politik olarak kararlıyız. Geri çekilme sürecini başlatıyoruz” dedi ve tutum olarak yüzde 100 çatışmasızlık hâli temin edildi. Bunun üzerinden bir polemik yürütmek hiç doğru değil. Sayın Başbakan eğer reformlardan demokratik çözüm yaklaşımından imtina ediyorsa bunu açıklıkla söylesin. Bahane üretmesin.

'Gezi'den sonra...

Ertuğrul Kürkçü*

“Gezi İsyanı” Türkiye’nin toplumsal mücadeleler tarihi içinde -geçmişten gelen bir dizi süreklilik de barındırsa- esasen öncekilerden ayrılan, bütünüyle yeni bir toplumsal hareket sürecini, bir kopuşu ifade ediyor
19.yüzyılın toplumsal devrimi şiirini geçmişten değil ancak gelecekten alabilir. Kendisini geçmişin tüm boş inançlarından sıyırmaksızın kendisiyle işe başlayamaz. Önceki devrimler kendi içeriklerini örtmek için geçmişin anılarına sarınıyorlardı. 19. yüzyılın devrimi kendi içeriğine varmak için ölülerin ölülerini gömmesine yol vermelidir. Orada lafı içeriği aşıyordu buradaysa içerik lafı aşıyor.(Karl Marks  Louis Bonaparte’ın 18.Brumaire’i)

“Gezi İsyanı” yerellik ve kısmilikle belirlenmiş olmayan, tüm kentsel muhalefet dinamiklerini harekete geçiren ve kent merkezlerini kuşatan, Türkiye tarihinde bir başka örneği görülmemiş çoğulluğunun tek bir bileşenine indirgemeyi imkânsızlaştırdığı bir toplumsal başkaldırıydı. Ortak paydası onur ve özgürlük olan bir başkaldırı…