27 Eylül 2013 Cuma

Kürt soruları



Orhan Kemal Cengiz*



Yeni Kürt realitesine uyum sağlamak AB'ye giden yolda büyük bir adım atmak, bunların hepsinin yolu Kürtleri eşit vatandaş olarak tanımaktan geçiyor.


PKK’yla oturup, Kürtler davalık olunca adil yargılansın mı veya gözaltına alınınca işkenceyle sorgulansın mı sorgulanmasın mı diye pazarlık yapamayacağınıza göre, neden Kürtlerin anadillerini hangi ölçüde kullanabileceklerini bir pazarlık konusu yapıyorsunuz? 
Neden Almanya’da, Bulgaristan’da Türklere hak gördüklerinizi Türkiye’de Kürtlere layık görmüyorsunuz?

26 Eylül 2013 Perşembe

Demokratikleşme, Kürtler ve anadilde eğitim




Umut Özkırımlı*



AKP sağolsun, hepimiz Beckett’in ünlü oyununun ana karakterleri Vladimir ve Estragon’a döndük. Godot’yu bekler gibi demokratikleşme paketi bekliyoruz! Koca bir toplum demokratikleşme umutlarını tek bir kişinin siyasi/kişisel “hesaplarına” bağlar mı (AKP, Erdoğan’dan ibaret olduğuna göre), bağlıyor işte. Neyse ki kaderimiz Vladimir ve Estragon’unkinden farklı olacak gibi. Başbakan Erdoğan gerekli redaksiyonlar yapıldıktan sonra paketi ay sonuna kadar basına açıklayacağını duyurdu. Yani Godot gelecek.

24 Eylül 2013 Salı

Recognizing Kurdish Nationhood



Nuray Mert* 



“It was difficult not to be moved. It was difficult not to be admiring,” says journalist Michela Wrong, in the opening of her book on the political struggle for independence in Eritrea (“I Did’t Do It For You,” London: Harper Parennial, 2005), but her book has more emphasis on the shortcomings of long and painful political struggles. Despite Wrong’s warning that observers of freedom fights should think twice before being an admirer, I could never manage “not to be moved and not to be admiring” of the Kurds’ struggle for freedom.

Kadir Topbaş muhallebicilikte iyi, ben İstanbul'a başkan olursam…



Alev Gürsoy Cimin*



BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Medyaradar röportajcısı Alev Gürsoy Cimin’e Gezi Parkı’ndan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalar yaptı.

Farklı bir kişilik, siyasette farklı bir figür Sırrı Süreyya Önder, Seveni kadar sevmeyeni de var. Meclis sıralarında kendisine büyük antipatiyle bakan diğer vekilleri bile zaman zaman gülme krizine sokabiliyor hem de en ciddi konularda kendine has üslubuyla... 
Epeydir bu röportaj için uğraşıyordum amma ve lakin karşınızdaki Sırrı Süreyya Önder olunca röportaj olayı da öyle kısa vadede gerçekleşemiyor. Epeyce uğraşmanız gerekiyor. Kendine has şivesiyle her ne kadar “Seni kıracağıma kafamı kırarım” dese de o röportaj sözü tutulana kadar tepeden tırnağa epeyce bir kırılıyorsunuz. Şaka bir yana geç olsun ama güç olmasın derler…

23 Eylül 2013 Pazartesi

Cami ve Cemevi projesinden eşitlik çıkar mı?


Fikret Güney



Fikret Güney, Barış ve Demokrasi Gündemi olarak yayınladığımız ilk özgün makale olan yazısında, gündemdeki Cami-Cemevi projesini AKP'nin "Alevi açılımı" politikaları bağlamında değerlendiriyor.


Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan ve Fethullah Gülen’in Ankara’da camiyi, cemevini ve aşevini aynı külliye içinde inşa etme projesinin temelleri geçtiğimiz haftalarda Ankara’da atıldı. Proje, Alevinin Aleviliğini, Sünnilerin ise Sünniliğini koruyarak bir arada bulunabileceği bir kardeşlik merkezi olarak lanse edildi. Ancak kamuoyunda bu projeden daha fazla tartışılan, projeye yönelik tepkiler oldu. Alevi örgütlenmesinin en kitlesel çatı örgütü olan Alevi Bektaşi Federasyonu'nun önemli bileşenleri projeyi Aleviliği Sünnilik içinde eritmeyi amaçlayan bir asimilasyon projesi olarak değerlendirdi ve Ekim ayı içinde kitlesel eylemlerle bu projeyi protesto edeceklerini duyurdu. Ankara’nın önemli Alevi yerleşim yerlerinden biri olan Tuzluçayır ise projenin temellerinin atıldığı günden bu zamana kadar kitlesel eylemlerin merkezi oldu.  Bu yazıda da Alevilerin önemli bir bölümünde bu projeye yönelik ortaya çıkan tepkiler, AKP’nin Alevi açılımı süreciyle beraber formülize edilmeye çalışılan Alevilik söylemi doğrultusunda değerlendirilmeye çalışılacak. 

Kürt çocuğundan 5 yıl çalıyoruz...



Rıza Türmen* / Güler Yılmaz**




CHP’li Türmen “Anadilinde eğitim göremeyen çocuk 5 yıl geride kalıyor. Buna kimsenin hakkı yok” dedi

Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışıyor. Ancak her partinin kırmızı çizgileri yüzünden tartışmalı maddeler üzerinde anlaşma sağlanamıyor. Anadilde eğitim ve vatandaşlık konuları komisyonda zaman zaman tansiyonu yükseltse de sorun çözülecek gibi görünmüyor. Anadilde eğitim görememek bir insan hakkı ihlali midir? Vatandaşlık tanımı anayasada olmak zorunda mı? Uzun yıllar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargıçlık yapan CHP İzmir Milletvekili ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi Rıza Türmen, Türkiye’deki insan hakları ihlallerini ve yeni anayasa yapım sürecini Taraf’a değerlendirdi:


İnsan hakları ihlallerini azaltma yönünde bir mesafe alındı mı? Değişen bir şey var mı?

20 Eylül 2013 Cuma

Barış Süreci Nusaybin-Diyarbakır-İstanbul



Nuray Mert*



Demokratikleşme paketi hâlâ ortalarda yok, ama tarih paketlerin açılmasını beklemiyor, Kürtler için de, bizler için de geleceğe doğru bir yürüyüş devam ediyor. Henüz şansımız var, çünkü bu yürüyüş tüm zorluklara ve olumsuzluklara rağmen demokratik zeminde yürüyor.

Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan,'Mezopotamya Tarihinde Nusaybin Sempozyumu'na davet ettiğinde sevinçle kabul ettim, ama itiraf edeyim ki benim asıl aklımda olan, bu sınır hattında Rojava'ya ilişkin hissiyat ve ortamı gözlemlemekti. Sempozyum'un programını oraya varınca öğrendim, içeriği fazla tarihsel-kültürei geldi, güncel meseleleri konuşmak için ortam olmayacak, zaman kalmayacak diye hayıflandım, hatta biraz söylendim ve de fazlasıyla mahçup oldum. Zira, Gökkan dar zamanda bir sürü işi birlikte yapabilen biridir, hem çok başarılı bir sempozyum çalışması izledik, hem de akşam bir soluk, Kızıltepe-Şenyurt kapısına gidip, Derbesiye'ye (Rojava'ya) yardım gönderilmesini gözlemleme fırsatı bulduk.

ABD, Suriye’de neler olacağını dayatamaz



Özge Özdemir*



ABD’nin en çok tanınan ve tartışılan filozoflarından Judith Butler, Ortadoğu ve Türkiye’deki toplumsal cinsiyet mücadelesine dair sorularımızı yanıtladı

Judith Butler, dünyanın en çok tanınan düşünürlerinden biri. Toplumsal cinsiyet ve feminist teori üzerine yaptığı çalışmalarla dikkati çeken Profesör Butler, Berkeley’deki California Üniversitesi’nde ve ziyaretçi öğretim görevlisi olarak Columbia Üniversitesi’nde ders veriyor. Yahudi olmasına ve ailesinden bazı bireylerin soykırım kurbanı olmasına rağmen İsrail’in boykot edilmesi gerektiğini belirten tavrı yüzünden ABD’de bazı kesimlerce çokça eleştirildi. ABD’li filozof, seminer vermek için geldiği Columbia Global Centers İstanbul’da sorularımızı yanıtladı.

19 Eylül 2013 Perşembe

Paralel devlete dikkat!



Selahattin Demirtaş / Zana Kaya*



Demirtaş, Öcalan’ın süreç için en büyük risk olarak paralel devlet yapılanmasını gördüğünü belirterek şu uyarısına dikkat çekti: ‘Paralel devlet sabote etmek için pusuda’


AKP’YE PARALEL DEVLET UYARISI


BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Öcalan’ın paralel devlet konusunda uyardığını belirterek, “AKP’nin şu anda çözüme yaklaşımı, paralel devletin yaklaşımıdır. Hükümet, bu paralel devlet zihniyetiyle hareket ederse çözüm zora girer” dedi


EL NUSRA HİZBİ-KONTRA’DIR


18 Eylül 2013 Çarşamba



Müzakere için!



Selahattin Demirtaş / Zana Kaya*


İmralı görüşmesini gazetemize anlatan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, hükümete sunulan üç öneriyi Öcalan’ın sözleriyle aktardı

Şiddetin devre dışı bırakılmasında rol oynayacak her kişiye ve kuruma kolaylık sağlanmalı ve bunun için bir yasal düzenleme yapılmalı. STK’lerle, medyayla, başka heyetlerle temas kurma imkanları sunulmalıdır

Madem ki şiddeti bir yöntem olmaktan çıkaracağız, o halde demokratik siyasetin kanalları açılmalı ve bunlara ulaşabilme imkanım yaratılmalıdır. Bu haliyle boş bir havuzda yüzemem. Mutlaka belli araçlar sağlanmalı.

Hakikatleri araştırma ve izleme komisyonu kurulmalı. Bu komisyon tek taraflı olmaz. Taraflarla görüşüp öneri sunabilecek, hem denetim hem katkı sunacak bir komisyon olmalı. Bu üç öneri için hükümetin cevabını bekliyorum

16 Eylül 2013 Pazartesi

İstanbul Milletvekilimiz Sırrı Süreyya Önder'in Evrensel Röportajı [Serpil İlgün]





Başbakan’ın etrafındaki karargah değişti


SIRRI SÜREYYA ÖNDER'LE SÜRECİ, YEREL SEÇİMLERİ VE HDP'Yİ KONUŞTUK


KCK Yürütme Konseyi’nin geçtiğimiz hafta yaptığı “çekilmeyi durdurduk” açıklaması, çözüm sürecini yakından takip edenler için sürpriz olmadı. Zira, hükümetin sürecin ilerlemesine dönük kayda değer tek bir adım atmamasını her fırsatta eleştiren KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, 1 Eylül’e kadar adım atılmaması halinde çekilmeyi durduracaklarını daha önce söylemişti.

Hükümet kararı önemsememiş gibi davransa da, bu tavırla çelişen uzunlukta ‘güvenlik’ toplantıları yaptı. Derde deva olmaktan uzak ‘demokrasi paketi’ masaya yatırıldı ama “bu hafta açıklanacak” denilen paket yine ötelendi. AKP yanlıları eski “birbirine düşürme” taktiğine sarıldı ve “Kandil, İmralı’yı devre dışı bıraktı” yorumları yeniden sahaya sürüldü. Peki, gerçekte ne oluyor? AKP neden adım atmıyor? Süreç, AKP için “seçimleri atlatma” manevrası mı? BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’le, çözüm sürecinin yaşadığı krizi konuştuk. İmralı ve Kandil’in reflekslerini iyi bilen Önder, çözüm süreci odaklı söyleşimizde, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun çalışmalarından adaylığına, pek çok başlığa ilişkin sorularımızı da yanıtladı.

Varlığım Türk varlığına armağan olmasın!


Selma Irmak*


Daha dün, küçük çalıların arasından çağıl çağıl akan küçük bir derenin sesini andıran sesiyle, kulaklarımı ve tüm ruhumu doldurarak, “sepet sepet yumurta” vaadiyle benden kendisini unutmamamı isteyen, şayet unutursam da “küseceği” ve “mektubu keseceği” tehdidini savuran yeğenim Yusuf Hêja da okula başladı.

Takdir edersiniz ki cezaevinde yumurtasız yaşanır ama mektupsuz yaşanmaz. Ben de bu “küsme” ve “mektubu kesme” tehdidini dikkate alarak Yusuf Hêja’yı ve okula başlayan tüm çocukları unutmadığımı ifade etmek için bu yazıyı kaleme aldım.

14 Eylül 2013 Cumartesi

Anadili İçin Ölünür (mü)



Şeyhmus Diken



Elbette böylesine siyasal bir varoluş meselesi için gerekirse ölünür. Ama biz Kürtler anadilimizle eğitim için ölmek değil, yaşamak istiyoruz, yaşamak için ısrar ediyoruz haberiniz ola…


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç diyor ki; “Hükümet olarak şu anda gündemimizde anadili ile eğitim diye bir çalışma yok.”

İtiraf edeyim ki Sayın Arınç da, Başbakan da, Hükümet de bilsin ki; hazır milyonlarca genç yeni bir eğitim, öğretim yılına başlıyorken biz Kürtlerin gündemimizde anadilinde eğitim ve öğretim var. Hep var idi. Var. Çözülünceye kadar da, var olacak.

11 Eylül 2013 Çarşamba

Eş Genel Başkanımız Gültan Kışanak'ın T24 röportajı [Mehtap Çolak Yılmaz]



Kışanak: Silahlara kolay dönülmez, ama tıkanıklık aşılmazsa bu risk var


BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, KCK'nın PKK güçlerinin Türkiye dışına çekilmesi kararının silahlara dönüş anlamına gelmediğini, ancak tıkanıklığın aşılmaması durumunda böyle bir riskin de gündeme gelebileceğini söyledi.


BDP Eşbaşkanı  Gültan Kışanak, KCK Yürütme Konseyi'nin, hükümetin çözüm adımı atmamasını gerekçe göstererek  “PKK güçlerinin Türkiye dışına çekilmesini durdurma, ancak ateşkesi sürdürme” yönündeki kararını değerlendirirken “silahlara kolay kolay dönülmeyeceğini tahmin ettiğini” söyledi. Kışanak; “Partimizin gerek İmralı’da, gerekse de Kandil’de şimdiye kadar yaptığı görüşmelerden edindiğimiz izlenim odur ki; Kandil bu süreci ilerletme arzusundadır. O nedenle geri çekilmenin durdurulmuş olması silahların devreye gireceği anlamına gelmiyor... Fakat süreçte yaşanan bu tıkanıklığı aşma konusundaki çabalar yetersiz olursa böyle bir risk de gündeme gelebilir” dedi. Ana muhalefet partisi olarak CHP'nin “demokratikleşme yönünde adımların atılmasına ön ayak olmasını beklediklerini” vurgulayan Kışanak,  “Türkiye’de siyaset ancak böyle bir denge kazanabilir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun demokratikleşme adımları konusunda daha cesur, daha demokratik bir tutum ve yaklaşım içerisinde olmasını bekliyoruz. Eğer CHP 'demokratikleşme adımları konusunda gelin birlikte bir paket hazırlayalım, hükümeti adım atmaya zorlayalım' derse biz buna ‘hayır’ demeyiz” görüşünü dile getirdi.

10 Eylül 2013 Salı

Abbas Vali ile Suriye, Kürtler ve Türkiye Üzerine



Ece Koçak*



“Bence Türkiye’nin Suriye ve Rojava’da yaşanan gelişmeleri yanlış okuması ve duruma yanlış yaklaşması, iç politikada PKK ile yürütülen barış sürecine şekil verdi. Türk hükümeti işi sürüncemede bıraktı.”


Akademik kariyerine 1986’da Wales Üniversitesi’nde başladı. Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından Erbil Üniversitesi’ni kurması için 2005 yılında davet aldı. 2008 yılında Erbil Üniversitesi’nden ayrıldığında rektörlük görevini sürdürüyordu. Vali o tarihten itibaren Boğaziçi Üniversitesi sosyoloji Bölümü’nde öğretim görevlisi.

9 Eylül 2013 Pazartesi

Yaşam ölümü yenecek


Erdal İmrek*



Devlet ve Öcalan arasında başlayan görüşmelerle yeni bir aşamaya gelen Kürt sorununda geldiğimiz süreci bu kez deneyimli siyasetçi Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu’yla konuştuk. Süreç ilerlerken bazı sıkıntılar yaşandığını ancak bunların böylesine zor bir meselenin çözümünde karşılaşılması doğal sıkıntılar olduğunu söyleyen Bekaroğlu, süreçten umutlu. Türkiye’nin daha fazla bu sorunla yaşayamayacağını söyleyen Bekaroğlu, “Yaşam ölümü yenecek” diyor.


Çözüm süreci, Öcalan’la yapılan görüşmeler, zaman zaman karşılıklı gergin açıklamalarla, ‘süreç bozulacak mı’ endişeleriyle sürüyor. Siz gelinen aşamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir kopukluk olduğunu görmüyorum. Sürecin özel bir risk altında olduğunu düşünmüyorum. Bu zaten riskli bir süreçtir. Bu sürecin tabiatında vardır. Şu anda özel bir sebep, ‘süreç tıkandı’ diyebileceğimiz bir durum görmüyorum. Karşılıklı açıklamaların bir kısmı ‘acaba süreç tıkanıyor mu, tıkandı mı’ gibi düşündürebiliyor. Bunlar da normal. Bu tip süreçler böyle ilerler. Bu aşamada herhangi bir sabotaj, yol kazaları bile olmadı. Bir sıkıntı yok. İkinci aşamayla ilgili de bir sıkıntı görmüyorum.

8 Eylül 2013 Pazar

Türkiye Barış Sürecinde Hangi Noktada?


Yıldız Yazıcıoğlu*



Barış Süreci, Türkiye’de 2014 yılı seçim atmosferini yakından etkileyecek bir konu. Son zamanlarda  süreçte ilerleme sağlanmadığı ise kamuoyundaki ortak görüş. Barış İçin Akademisyenler Grubu da, açıkladığı yeni bir deklarasyon ile AKP Hükümeti’ne süreci devam ettirme çağrısında bulundu. Grubu oluşturan akademisyenlerden biri olan Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Nazan Üstündağ, barış sürecindeki mevcut tablodan ciddi kaygı duyduklarını söylüyor.

Sosyolog Yardımcı Doçent Dr. Nazan Üstündağ, Barış İçin Akademisyenler Grubu olarak neyi hedeflediklerini ve Türkiye’deki barış sürecini, Amerika’nın Sesi’ne değerlendirdi.


“Suriye kurşunu minik Emine’yi vurdu”



Amberin Zaman*



“Suriye’den seken kurşun Ceylanpınar’da çamaşır asan kadının kafasına isabet etti.”

“Suriye’den gelen kurşunla Mahsun öldü.”

Suriye sınırının sıfır noktasında bulunan Urfa’ya bağlı Ceylanpınar İlçesi’nden gelen bu haberler artık rutine bindi. Ceylanpınar’ın tam karşısında bulunan Serekaniye’de PKK’nın Suriye kolu olarak anılan Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Suriyeli muhalifler arasında süren çatışmalar ilçedeki hayatı kâbusa çevirmiş vaziyette. Savaşın patlak verdiği kasım ayından bu yana dört vatandaş seken mermiler yüzünden öldü.

Suriye-'Çözüm Süreci' bağlantısı...


Cengiz Çandar*



Rusya’nın St.Petersburg şehrinde yapılan G20 Zirvesi’ne Suriye konusunun damgasını vuracağı biliniyordu. Öyle de oldu. Ancak Suriye konusunda ters pozisyonlarda yer alan Obama ile Putin arasında herhangi bir orta yolda buluşma sağlanamadığı gibi, zirveden Suriye’ye müdahale yanlısı olan Obama’nın güçlü çıktığı hayli kuşkulu.

Zirve sonunda, Tayyip Erdoğan’ın da (yani Türkiye’nin) aralarında bulunduğu 11 ülke liderinin Suriye konusunda –askeri müdahaleden söz etmemekle birlikte- sert içerikli bir bildirinin altına imza atması, G20’nin Suriye konusundaki ‘konsensüsü’nü yansıtmaktan ziyade, uluslararası sistemde çok derin ayrılıkların mevcudiyetine işaret ediyor.
Obama’nın, Hollande’ın (Fransa) ve Tayyip Erdoğan’ın (Türkiye) yanı sıra, İngiltere, Kanada, Avustralya, S.Arabistan, İspanya, Japonya, Güney Kore gibi ülkeler ve İtalya silahlı mücadeleden söz edilmemiş olduğu için bildiriye imza attı.

Gezi Parkı Protestoları bağlamında Yeni Orta Sınıflar, Neo-liberal Dönüşüm ve Yoksulluk


Onur Özgöde*, Defne Över**, Begüm Adalet***



Üçüncü söyleşimizi 30 Ağustos 2013 tarihinde, sosyal bilimler alanında hem Türkiye’de hem de dünyada akademinin saygın isimlerinden olan Çağlar Keyder ile yaptık. Kendisinden Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu toplumsal dönüşümü Gezi olaylarında aktif rol oynayan ‘Yeni Orta Sınıf’, kamusal alanın neo-liberal dönüşümü ve yoksulluk perspektiflerinden değerlendirmesini istedik.